Yılmaz–İlkkan–Ersoy üçgeni neden bu kadar tanıdık geliyor? “Gibi”, küçük bilişsel hataların ve iletişim kazalarının nasıl çığa dönüştüğünü gösteren yaşayan bir laboratuvar. Bu yazı; karakterlerin psikolojik profilleri, aralarındaki dinamikler ve izleyicideki etkiler üzerinden derin bir okuma sunar.
Kısa Bağlam ve Neden Önemli?
“Gibi”, 1 Ocak 2021’de başlayan ve 6 sezon / 68 bölüm sonunda 6 Haziran 2025’te final yapan, Aziz Kedi ve Feyyaz Yiğit imzalı epizodik bir absürt komedi. Başroller: Yılmaz (Feyyaz Yiğit), İlkkan (Kıvanç Kılınç) ve Ersoy (Ahmet Kürşat Öçalan). Bu bilgi bize iki şey söyler:
(1) Anlatı, sürekli başa dönen gündelik krizler etrafında kurulur;
(2) üç karakterin birbirini dengeleme ve sabote etme biçimi dizinin “psikolojik motoru”dur.
Final kararı ve sezon yapısı üzerine 2025 tarihli haberler, yaratıcı ekibin “hikâyeyi uzatmadan bitirme” yaklaşımını doğruladı; bu, karakter arklarının plastik kalmasını ve okur–izleyiciye “genelleştirilebilir” bir psikoloji sunmasını kolaylaştırdı. :contentReference[oaicite:1]{index=1}
Karakter Haritası: Üç Ayaklı Sistem
Yılmaz: “İcat çıkarma” ile “çözüm arama” arasında sıkışan girişimci zihin
Yılmaz’ın motivasyonu çoğu bölümde iki eksen arasında salınır: durumu bir an önce çözmek ve duruma yeni bir oyun icat etmek. Bu salınım, kontrol yanılsaması ve hızlı çıkarım (jumping to conclusions) yanlılıklarını tetikler. Küçük kıvılcımların büyük felakete dönüşmesinde Yılmaz’ın “ilk taş”ı atma ihtimali yüksektir. Onu sempatik yapan ise niyet–sonuç ayrımı: niyeti iyi, yöntemi sorunludur.
İlkkan: Statü, haklılık ve kurala bağlılık
İlkkan, toplumsal kuralları ve “yetişkinlik ritüellerini” ciddiye alan bir öz düzenleyicidir. Onaylama yanlılığı ile önceden kurduğu hipotezi doğrulayacak kanıtları seçer; felaketleştirme ve ruminasyon ile gerginliği büyütür. Bu profil, kaygılı–mükemmeliyetçi bir çizgiye yaklaşır: haklı çıkmak, ilişkide yakınlıktan daha öncelikli olabilir.
Ersoy: İyi niyetli bozucu, alışılmış dengenin “joker”i
Ersoy, sahneye girdiğinde grup dinamiğine beklenmedik bir yön verir. “Olmasın” diyenlerin arasındaki “olsun” sesi gibidir. Uygunsuzluk (incongruity) üzerinden mizah üretir; sosyal normlara “ters köşe” yaparak gerginliğin vanasını açar. Bu onu hem güvenlik supabı hem de yeni kaosun tetikleyicisi yapar. Exxen’in resmi paylaşımları da üçlünün bu rol dağılımını sıkça işaretler. :contentReference[oaicite:2]{index=2}
Bağ Dinamiği: Rekabetçi Yakınlık ve Mikro Güç Oyunları
Üçlüdeki temel gerilim, yakınlık ile haklılık/üstünlük ihtiyacının çatışmasıdır. “Birlikte başa çıkma” (co-regulation) anları ile “birbirini sabote etme” davranışları peş peşe gelir. Bu, bağımlı–rekabetçi arkadaşlık kalıbına benzer: hatada bile ortaklık vardır, fakat kredi paylaşımı yoktur. Yılmaz’ın hızlı çözümleri, İlkkan’ın statü kaygısını kabartır; Ersoy’un beklenmedik hamleleri iki kutup arasındaki ipi koparabilir ya da düğümü çözer.
Bilişsel Yanlılıklar ve Absürd Eskalasyon
- Onaylama yanlılığı: Karakterler ilk hükmü verdikten sonra yalnızca onu doğrulayacak ipuçlarını toplar.
- Hızlı çıkarım ve zihin okuma: Karşı tarafın niyeti “tahmin” edilip gerçekmiş gibi muamele görür.
- İtibar/benlik odağı: “Ne derler?” kaygısı kaçınma ve aşırı telafi davranışlarını tetikler.
- Batık maliyet (sunk cost): Yanlışa yatırılan emek arttıkça geri adım zorlaşır; absürtlük büyür.
Bu yanlılıklar yalnızca mizah üretmekle kalmaz; izleyicide “ben de böyle yapıyorum” farkındalığı yaratır. Dizi, bu yüzden yansıtmalı bir ayna gibi çalışır.
İletişim Kazaları: Pragmatik İhlaller ve Savunmalar
“Gibi”nin gülme anları çoğu kez işbirliği ve uygunluk ilkelerinin ihlalinden doğar: gereksiz ayrıntıya saplanma, esas bilgiyi kaçırma; ima–örtük anlamı yanlış çözme; “sen zaten böylesin” etiketlemesiyle kimlik çatışması yaratma. Savunma düzenekleri (rasyonalizasyon, yansıtma, mizah) krizlerin tırmanmasına katkıda bulunur; mizah aynı zamanda gerginliği yönetmenin de aracıdır.
Toplumsal Ayna: Normlar, Mikro-Otoriteler ve Mahalle Psikolojisi
Dizi, apartman yöneticisi, esnaf, akraba gibi mikro-otoriteleri sahneye sürerek birey–norm çatışmasını işler. Bazen uyumlanma, bazen da “küçük başkaldırı” tercih edilir. Bu yön, Türkiye’de komedinin son dönemdeki evrimine dair eleştirilerle aynı yerden konuşur: çoğunluğa rağmen kendinde kalabilmek.
Neden Gülüyoruz? (Gülmenin Psikolojisi)
- Uygunsuzluk/uyumsuzluk: Beklenen ile olan arasındaki uçurum komiktir.
- Rahatlama (relief): Norm ihlali, güvenli mesafeden izlendiğinde gerginliği boşaltır.
- Üstünlük anı: “Ben olsam yapmazdım” diyen izleyici kısa bir üstünlük hissi yaşar; dizi onu bir sonraki sahnede aynı tuzağa düşürerek bu hissi bozar ve özdüşünüme çağırır.
Terapi Lensleriyle “Gibi”: CBT ve ACT Perspektifi
CBT (Bilişsel Davranışçı Terapi)
Konfliktlerin çoğu bilişsel çarpıtmalar ve kaçınma davranışlarından beslenir. Yılmaz’ın “hemen çözme” ihtiyacı davranışsal deneyleri plansızlaştırır; İlkkan’ın mükemmeliyetçi haklılık arayışı ruminasyonu artırır; Ersoy’un “joker” etkisi, grup şemasına yeni veriler sokarak bilişsel esnekliği bazen artırır, bazen zayıflatır.
ACT (Kabul ve Adanmışlık Terapisi)
Değerler net olmadığında üçlü, deneyimsel kaçınma ve kısa vadeli rahatlamaya kaçar. “Rahatlamak için her şeyi aynı anda kurtarma” stratejisi uzun vadeli karmaşa yaratır. Dizi, değer–eylem uyumsuzluğunu görünür kılarak izleyicide “ben hangi değere sadık kalıyorum?” sorusunu uyandırır.
Biçim, Ritim ve Yaratıcı Tercihler
Epizodik yapı ve “sıradan kıvılcım → absürt zincir” formülü, öğrenilmiş beklenti oluşturur: izleyici, küçük bir dil sürçmesinin bile krizi tetikleyeceğini bilir. Farklı sezonlarda değişen yönetmenlik tercihleri (uzun planlar, sıkışan mekân, bekleme anları) bilişsel gerginliği artırır; patlama anı komikleşir.
İzlerken Uygulanabilir Bir “Psikoloji Kontrol Listesi”
- Bu sahnede hangi bilişsel çarpıtma devrede?
- Konuşmanın neresinde pragmatik ihlal (ima/örtük anlam kazası) oldu?
- Kim, hangi savunma düzeneklerini (mizah, rasyonalizasyon) kullanıyor?
- Hangi noktada bir sınır cümlesi krizi önlerdi?
- Benzer durumda ben ne yapardım? (Özdüşünüm)
Sonuç: Gülmenin Ardındaki Ciddi Laboratuvar
“Gibi”yi evrensel kılan, absürdün içindeki psikolojik doğruluk. Karakterlerimizin yaptığı hatalar, aslında bizim gündelik zihinsel alışkanlıklarımız: hızlı hüküm, onaylama yanlılığı, statü–benlik kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük. Dizi, “ben de böyle yapıyorum” farkındalığı yaratarak hem güldürüyor hem düşündürüyor. Finalle birlikte ark kapanmış olsa da, bıraktığı psikoloji okuma zemini taze kalmaya devam ediyor.